Duygular bence tek kelime ile ifade edilemez. “Mutluluk,” “Neşe” ya da “Pişmanlık”, bunlara inanmam. Dillerin patriyarkal olduklarının en büyük kanıtı belki de onların duyguları aşırı derecede basitleştirmeleridir. Ben daha çok melez hisli cümleleri tercih ederim: “Felakete götüren mutluluk,” ya da: “Başkalarının hayallerinin peşinden sürüklenmenin getirdiği hayal kırıklığı.” “Yaşlanan aile bireylerini izlemenin yarattığı ölümle haşır neşir olma hali”nin “orta yaşlarda oluşan aynalardan nefret etme sendromuyla” nasıl da alakalı olduğunu gösterebilmek isterim.

Jeffrey Eugenides, Middlesex

Julio ile Emilia’nın hikayesi sürüyor ama devam etmiyor.

Alejandro Zambra, Bonzai

Ben az öteden onlara bakıyordum o sırada; kısa görünen uzun bir cümleye, etkisi aylar sonra hissedilecek olan hüzünlü bir sahneye ya da derinliği yüzeyine gizlenmiş, kenarları günlük hayatın meşgalesiyle çevrili muhteşem bir resme bakar gibi bakıyordum.

Hasan Ali Toptaş, Kuşlar Yasına Gider

 

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑