Kıyıdan kıyıdan Bodrum-Antalya

Bahar geldi, yaz için planlar başladı. Geçen yaz bizi aşırı mutlu eden bir tatil yaşamıştık, şimdi de anılar yerini bulsun, isteyenlere de yol göstersin düşüncesiyle kıyı kıyı Bodrum-Antalya çalışmamıza burada yer veriyorum. Buyrun başlayalım.

Temmuz sonunda, herkes “Bu sıcakta? deli misiniz?” derken biz bir Cuma akşamı İstanbul’dan yola koyulduk. Hedefimiz her lokasyonda en fazla 2 gece konaklayarak 2 hafta içinde olabildiğince çok koydan deniz girmekti.

Cumartesi ve Pazar gününü Bodrum’da Ebru Pansiyon’da bedava konaklayarak geçirdik. Ebru benim (şimdi hesapladım) 26 yıllık arkadaşım. Gülümsemesi hiç eksik olmaz, cümleleri genelde “Ay evet yaaaa!” diye tamamlar, blogumun has takipçilerindendir ve emin olun “Bodrum’a gelicem ama kalacak yerim yok” deseniz hemen sizi alır minicik, sıcacık evine 🙂

Evet gördüğünüz üzere seyahate çıkarken ayrı bir heyecan sarmıştı dört bir yanımızı. Ebru’nun bir tane fotosu olmaz mı ayol? Fotoğrafları yüklerken baktım ama kendisi hep çalışıyordu çekememişiz demek. Ben de bu durumda eskilerden iki Doğa ile bir fotoğrafını paylaşıyorum hemen.

ebru

Biz devam edelim tatile, Bodrum’da Yalı, Yalıkavak kıyılarını değerlendirip yüzdükten sonra Pazartesi sabah Kemal Reis feribotumuzla (evet evet feribotumuz var bizim) Datça’ya yola çıktık ve 2 gece Ovabükü’nde Ahşap Evler’de konakladık. Knidos, Palamutbükü, Yeni Datça, Eski Datça gezildi, yüzüldü ve yol üzerinde de her güzel koy keşfedildi. Zaten Bodrum’dan birkac adet açılır kapanır yönetmen sandalyesi de almıştık tüm o bakir koylarda hemen kurup keyfimize baktık.

Ardından Bozburun ve Selimiye’ye direksiyon kırdık. Sakın ömrümüz yollarda geçti sanılmasın. Günde ortalama 80 kilometre yaptık ve bunu da hep öğle sıcağına denk getirdik bu nedenle son derece rahat geçti yolculuklar.

Her tatilci gibi aşık olduk buralara, nasıl güzel ama nasıl güzel, görmeniz lazım. Datça’dan Marmaris’e giden yol zaten nefes kesiciydi…

20150729_130638

Selimiye’de yer bulamadık, Bozburun’da zorlukla son anda bulduğumuz minicik bir odada konaklayabildik tek gece. Önceden yer ayırmak lazımmış öğrendik böylece. Bir de bence sezon dışında buralar başka güzel belli ki, öyle gelmek lazım yani. Ardından yukarı, yukarı, Akyaka’ya yola koyulduk.

Akyaka harikaydı, kitesurf cenneti evet, deniz için ise ya koylara gitmek ya da tekne gezisi gerekiyor. Akyaka notlarım şöyle:

  • Lülüm tavlayı ilerletti,
  • Bir yanda çatallı piknikçiler bir yanda aşırı lüks yatlar gördük, halimize şükrettik,
  • Akyaka’nın merkezinde bir piliççi var adam bana öğle saatinde açlıktan kıvranırken piliç satmadı, protesto ediyorum hala dükkanı,
  • Azmak nehri buzzzz gibi ama muhteşem, 2 gün boyunca en büyük eğlencemiz oldu. Akıntıya kendini bırakmak acayip bir duygu, kesinlikle tavsiye ederim.

Akyaka’da, Nova Otel’de 2 gece konakladık, çok da memnun kaldık tavsiye ederiz. Oradan çıktık yine yollara vurduk kendimizi. Köyceğiz üzerinden Dalyan’a vardık. Dalyan’da bir de arkadaşlarımızla buluştuk.

Mü-kem-mel-di! Dalyan harika, Köyceğiz harika. Caretta’lar muhteşem, mavi yengeçler leziz ah ahhhh!

Hazır Dalyan’dayız hemen Yuvarlak Çay, Sarıgerme keşfi, serin sulara dalmalar ve sonra Göcek ile yola devam…

Saklıkent, Gizlikent, Kayaköy öylesine maceralı, öylesine serin, öylesine güzel. Ağustos sıcağında Saklıkent Kanyon’undan çıkmak istemedik. Gizlikent’e terliklerle inince ilerlemek için kiralanan plastik ayakkabılar favorimiz 🙂  O ayakkabıları giyince yüze vuran ifadeler beni benden alıyor her bakışımda!

Kabak, Fethiye, Patara, Kalkan, Kaş, Kekova, Adrasan için uygulamalı fotoğrafları da ekliyorum hemen.

Son olarak özellikle belirtmek istediklerim:

  • Bu rota muhteşem ve hayatta en az bir kez tamamlanmalı. Biz çocuklarla olabildiğince sade bir planlama yaptık beklentimiz gerçekten sadece yatacak yer ve bol bol yüzmekti. Arzu eden olursa kalınan yerleri daha detaylı iletirim.
  • Kekova kesinlikle atlanmaması gereken bir nokta. Konaklama için de Üçağız Theimussa en mutheşem lokasyon. Balıkçı Hassan Restaurant’da yemekler hala rüyama giriyor.
  • Kabak Koyu şahane, ancak bir o kadar zorlu bir yolu var. Biz geç vardık (Kayaköy turumuzu uzatınca karanlığa kaldık) yol feci ürkütücü. Kaldığımız mekanın adını yazmayacağım zira mekan güzel sahipleri felaketti, önermek istemem. Koy konfor bakımından daha ziyade gençlere uygun zaten, ama bir yanda deniz, üç yanda Babadağ ile manzara gerçekten bambaşka.
  • Kaş için ayrıca bir zaman gerekiyor, biz kısaca gezip Kekova’ya geçtik, dolayısıyla Kaş’ı ayrı bir tatile bıraktık.
  • Kekova Balıkçı Hassan bombastik Kalamar yapıyor bilginiz olsun.
  • Biz 2 hafta için yola 2 mini bavulla çıktık, bavulun birini hemen hemen aynı şekilde geri getirdik. Yaz tatili için gezenti aileyseniz kişi başı 2 şort, 3 t-shirt, 1 eşofman, peştemal ve mayolar yetiyor hatta artıyor. Akşam yıkadığınızda sabaha kalmadan her şey kurumuş oluyor 🙂 .

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: