Heyecan

Çıldırmak üzereyim, aklımdan çıkaramıyorum. Bu yıl başladığım seramik faaliyetlerim coşarak, çığ gibi büyüyerek hayatımı kaplamaya başladı. Şu an saplantılı bir durumdayım, rüyalarım seramik üzerine.

Ders alırken belliydi zaten. Hemen ilk hafta, koştur koştur çamur nerede satılır bulmalar, evi-mutfağı mini atölyeye çevirmeler, hafta sonu kızları “Hadi seramik deneyelim, boşverin televizyonu, hava da kapalı!” diye kandırıp 2-3 saat tüm dünyadan kopmalar, çamurda kendini kaybetmeler derken gidişat aslında ortadaymış.

Sonunda Mayıs’ın ikinci haftası, ben yine “Değişik çamur almam lazım, bir de bir kaç tane şekillendirme malzemesi (ebeşuar seti oluyor teknik adı) almak istiyorum” diye koşarak seramik malzemeleri dükkanına gidince, anneler günü hediyem de belli oldu.

Seramik fırınım alındı…

Fırın gelene kadar uykularım kaçtı, ellerim kaşındı, yapmak istediklerim havada uçuştu, geceleri yatıp yatıp kalktım. Neyse ki hemen teslim edilmedi ve ben kendimi 2 haftada ancak sakinleştirdim. Ardından Belçika gezisiyle kafam biraz daha uzaklaştı, ama işte eve dönünce yine yerimde duramıyorum.

Seramik sadece çamur mıncıklamakla olmuyor. Hazırlık aşaması var, modelleme aşaması var, temizleme, toparlama, inceltme aşaması var, pişirme ve sonra boyama ve sırlama ve yine pişirme aşaması var. Demek istediğim benim beynim bu konuda bu kadar hızlı çalışırken bu aşamalar benim için ömür törpüsü. Kitap okuyamaz oldum düşünmekten, kurgulamaktan. Beni tanıyanlar bilir, bir de o fırın alındı ya, bir de hiç de ucuz değil ya, hızla harikalar yaratmam lazım, duramıyorum yerimde.

Geçen hafta model çıkarma çalışmalarına başladım. Amacım standart bir kaç ürün yaratabilmek için kendi kalıplarımı hazırlamak. Kalıp işi alçı ile oluyor, alçı işi evde mümkün olmuyor. Didem bu durumda her gün işten eve son hızla gidip yine son hızla bir şeyler atıştırıp kovalarla, alçıyla, sularla, fırçalarla, bezlerle, karıştırıcılarla ve en eski eşofmanlarla bahçeye çıkıyor. Didem bu, çalışıp-didinip, deneyler yapıyor. Yapıyor ama hop yağmur yağıyor, o alçılar bir türlü kurumuyor 😦

Neyse, hafta sonu güneş açtı nihayet. Bir kaç deneme sonra kalıplar da şekillenmeye başladı.

Daha işin başındayım ama gerçekten çok güzel şeyler yapmak istiyorum. Yapacağıma da inanıyorum. Saatlerce, parmaklarıma kramp girene kadar debelenip sonuç alamayınca, moral bozukluğu ile duşa girip küfür etsem bile, yatarken “Yok yok yaparsın sen bu işi, şahane olacak” diyor içimdeki ses.

İsmim hazır, logom hazır, projelerim hazır, şu kalıplar bir kurusa da denemelere başlasam 🙂 Ben zor sabrediyorum, siz de sabredin, bayılacaksınız çıkanlara. Evet size diyorum, güzel ürünler çıkartacağım yakında, lütfen hattan ayrılmayın!..

 

Heyecan” için bir yorum

Kendininkini ekle

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: