Kelebek

Hafta acı dolu başladı… Çocukluğumun en önemli insanlarından, son yıllarda göremesem de kalbimde kocaman yeri olan Ayla ablamı kaybettik.

Ayla abla, annemin çocukluk, gençlik, orta yaş, geç orta yaş kankası.

Ayla abla, çocukluğumun anne yarısı.

Ayla abla, ben daha minicikken, balonları şişirip, üzerine gazeteleri yapıştırıp, onun da üzerine beyaz tutkalı sürdükten sonra iplikleri dolayıp dolayıp, sonra her şey kuruyunca içinden balonu çıkarıp harika, top top, renk renk, ip lambalar yapmayı öğreten kadın.

Ayla abla, tutkalla özel seramik hamuru hazırlayan, masada sabırla oturup, minik minik, yassı yuvarlak parçalar açan, açtığı parçaların bir kenarını hafifçe kıvırıp, tüm parçaları en minik olandan başlayarak döndüre döndüre, yan yana yapıştıran, yüksük kadar ama detaylı güller yapmayı öğreten kadın.

Bu tür el işi çalışmalarında bir yandan dikkatle eline bakardım, bir yandan da yaptığı işe odaklanınca farkında olmadan ağzını aralayıp, dudaklarını içe doğru çevirmesine hayret eder, bir ağzını, bir ellerini seyrederdim.

Ayla abla, 100 yaşına gelse de benim için “Ayla abla” olarak kalacak, sakin, yumuşak, bize karşı her zaman sevgi dolu kadın.

Ayla abla hiç hak etmediği şekilde gitti. Hepimiz derinden sarsıldık, öfkelendik. Düşünmenin, tartmanın, ağlamanın faydası yok. Hayat bazen çok plansız, çok ama çok acımasız sürprizler çıkarıyor karşımıza.

Kötü sürprizler bunlar. İmkansız diye düşüneceğiniz işler bunlar. İnsana vedalaşmak için bile vakit bırakmayan bu durumlardan nefret ediyorum.

1998 yılında çok sevdiğim biricik anneannemi de İzmir’de kaybetmişik. Anneannemle vedalaşma şansım olmuştu ama hala yüreğimin acısını, sızısını aynı yoğunlukta hissederim. Cenazeden sonra Çeşme’de, teyzemlerin balkonunda, şiş gözlerle oturmuş, içim bomboş denize bakarken, hemen burnumun dibinden beyaz bir kelebek geçmişti.

Ben o gün, o acıyı biraz olsun dindirebilme dürtüsüyle beyaz kelebeğin anneannem olduğuna inandım. 1998 yazından beri, ne zaman yanımdan yamacımdan bir kelebek geçse, anneannem olduğuna inanırım.

Dün, ofiste, 6. katta, Ayla ablamın hikayesini duyduktan 1-2 saat sonra, bomboş gözlerle bilgisayarda çalışırken, sağımda, pencere dışında bir kıpırtı görür gibi oldum. Kafamı kaldırdığımda ofisin açılmayan camlarının dışında beyaz bir kelebek döndü, döndü, döndü ve uzaklaştı.

Anneannem de Ayla ablamı kızlarından biri gibi severdi. Umarım artık iyi olduğunu haber vermek için gelmiştir pencereme… Umarım ikisi bir yerlerde kavuşmanın mutluluğunu yaşıyordur şimdi.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: