Yoğun

Yoğunum…

Ne spordan vazgeçiyorum, ne seramikten, ne örgüden, ne okumaktan ne de yeni projelerden. İş devam, çocuklarla eğlenme devam; gezme planları, yeme planları devam. Gözüm doymuyor bir türlü, arka planda sürekli yeni projeler peşindeyim.

Evde yeni bir köşe oluşturdum. Biriken kot pantolonlar ve eskimiş tişörtlerden oluşan ve benden başka herkesi çıldırtan koca bir yığın yarattım. Düzenleyip, organize edip dokuma hevesindeyim, kesip-ip yapıp örme, üretme, peşindeyim. Geçtiğimiz ay başladığım battaniye ilerlemeye devam ediyor. Kendimi zor frenledim, zor yavaşladım zira projenin amacı artan yünleri değerlendirerek bir iş çıkarmak, apar topar bitirmek yerine üretimi zamana yaymak. Ben de şimdi araya kazaklar, seramikler, Lulu’nun okul arkadaşları tarafından çokça rağbet gören örgü kalem kutuları serpiştirerek devam ediyorum dokumaya. (Şaka yapmıyorum çocuklar modern kalem kutularından sıkılmış herhalde Lulu’ye değişiklik olsun diye örüp üzerine seramik düğme taktığım dünyanın en basit çalışması için her hafta arkadaşlarından talep geliyor, bayılarak yapıyorum.)

Takip edilen tiyatro oyunları, not almaya devam ettiğim belgesel listeleri, film listeleri, okuma listeleri, gezi listeleri, seramik için fikir ve model listeleri, listeler listeler…

Bahara az kaldı, 1-2 haftaya geçen yıldan biriktirdiğim çekirdekleri, tohumları filizlendirme çalışmalarına başlayacağız. Bu yıl kimse bizi tutamaz, apartmanın bahçesine ekim dikim alanı çalışacağız. Geçtiğimiz yıldan beri formunu koruyup fidanlaşma yolunda ilerleyen limon, yassı şeftali, hurma, yabani incir ve nar fidanlarının bakımı ve gerekiyorsa aşılaması araştırılacak. Uygunsa, sağlık kontrolleri yapıldıktan sonra köye dikilecek, sulama (damla su) sistemi kurulacak. Diyorum ya, yoğunum.

Dodom minicikken, anaokulun ilk günlerinde bir akşam Özlem aramış, telefonu Dodo açmıştı. Teyzesi “Nasılsın Doğacım?” diye sorunca yorgun olduğunu söylemiş. Özlem “Aa neden yoruldun Doğacım?” diye sorunca da “E çok yoğun oynuyoruz!” diye yanıtlamıştı. Ben de aynı durumdayım son yıllarda. Severek yapılan her şey yoğun da olsa oyun gibi geliyor, o yüzden ne yapıyoruz? devam ediyoruz 🙂

You start dying slowly
If you do not travel,
If you do not read,
If you do not listen to the sounds of life,
If you do not appreciate yourself.

You start dying slowly
When you kill your self-esteem;
When you do not let others help you.

You start dying slowly
If you become a slave of your habits,
Walking everyday on the same paths…
If you do not change your routine,
If you do not wear different colours
Or you do not speak to those you don’t know.

You start dying slowly
If you avoid to feel passion
And their turbulent emotions;
Those which make your eyes glisten
And your heart beat fast.

You start dying slowly
If you do not change your life when you are not satisfied with your job, or with your love,
If you do not risk what is safe for the uncertain,
If you do not go after a dream,
If you do not allow yourself,
At least once in your lifetime,
To run away from sensible advice.

Pablo Neruda

Yoğun” için 5 yorum

Kendininkini ekle

  1. Neruda’nın Postacısını izlerken yeniden karşılaştım bu şiirle. Harika sözler. Hayatı bence damıtmış da yazmış. Yoğunluk konusu ile bir post yazacaktım, ilham için ayrıca teşekkürler. İyi ki varsınız.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: