Aşk

Şu güzelim başlığı attım ya, nasıl rahatladım, nasıl hafifledim tahmin edemezsiniz. Haftalardır, aylardır yazamıyorum. Buraya en son çok negatif bir başlıkla bir müsvedde açtım, birkaç kelime karaladım. Tanrım nasıl bir kötü enerji; yazıyorum ama sinirimi alamıyorum, e yazıyı da tamamlayıp koyamıyorum. Durdum, kaldım, köreldim. Saçma sapan bir döngüye girdim, tıkandım, yazamadım.

Şimdi ise aşk diye başlık atarak örgüyü çözmeye, döngüyü bozmaya karar verdim. Aşk işte yaaa her şeyi bozar, cozutur çözer, daha ne olsun?

Hayatta odaklanacağın konuları iyi seçmek önemli. Saçını, kaşını, yediğin kazığı çok takarsan bir de bakarsın yalnız onu yaşarsın. Oysa olumluya odaklanırsan, doğaya, doğala yönelirsen, müziğin, sanatın, hikayelerin, filmlerin, çocukların, gülmelerin, görmelerin, sevmelerin tadına varırsın, varmalısın da…

Aşk harika duygu. Yakalamasını bilir hele bir de değer verirsen, özen gösterirsen enfes. Arkadaş aşkı, çocuk aşkı, çalışma aşkı, üretme aşkı, sevgili aşkı, doğa aşkı… tadları, heyecanları hep ayrı ayrı ama coşkusu net ve hatta tek!

Daha önce de yazmıştım, kızlardan biri uzakta ya ben ne zaman “anne” kelimesini duysam, okusam, içimin pırpırı bambaşka son aylarda. Bildiğin aşk pırpırı işte. Olur mu? Olurmuş, ben de yeni tadına varıyorum.

Sonra gün boyu çamur mıncıklıyorum, seramik fırınından çıkan hemen her parçayı öpüp okşuyorum. Fırın gece soğuyacaksa heyecanla bekleyip, üşenmeden gidip açmak istiyorum. Dayanamıyorum, aşk bu nasıl dayanılır?

Dodom uzaklarda, geziyor, aurora borealis görünce heyecandan ağlıyor, anlatınca ben de ağlıyorum, heyecanına doyamıyorum. Bu enerjiye, coşkuya bayılıyorum. Bunlar işte hep aşk!

Lulum okul çıkışı yanıma sokulup “seni çok seviyorum anne” diyor, Karamel gece gündüz sektirmeden evin içinde ayağa kalktığım anda kuyruğunu sallayıp patpatpat yattığı pufa vurup sarılmadan geçmeyeyim diye beni bekliyor ya, kalbim kabarıyor.

Gece sevdiceğin yanına sokulup sarıldığında, kafasını yanağına dayadığında damarlarından akan kanın sesini, kalbinin ritmini duymak, sessizce yaşamı dinlemek gibisi var mı?

Başka ne için yaşıyoruz? Gerçekten burun ucunu sızlatacak özlemler, görmek, denemek, öğrenmek için heves ettiğin, heyecanla planladığın projeler yoksa, gün içinde en az bir kez, bir an, bir şeye aldığın nefesi kabartacak kadar aşk-sevgi duymuyorsan geçen zamanın anlamı kalmıyor.

Yanlış anlamayın, bu yazıyı geleneksel Sevgililer günü, Şubat yazısı olarak yazmadım, döngüyü kırmak olumluya akmak, ne için yaşadığımı hatırlamak için yazdım. Unutma unutturma! Savaşma seviş! Gerçekten ya, doya doya seviş, öpüş, koklaş!

***

The world is violent and mercurial–it will have its way with you. We are saved only by love–love for each other and the love that we pour into the art we feel compelled to share: being a parent; being a writer; being a painter; being a friend. We live in a perpetually burning building, and what we must save from it, all the time, is love.

Tennessee Williams

Aşk’ için 2 yanıt

Add yours

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: