Hazırlıklı olunca ya da yalnızca arka planda çalınca müziğe karşı kendini korumak kolaydı; çünkü yalındı, işlenmiş değildi ve duygusaldı; ama şimdi olduğu gibi hazırlıksız yakalandığımda ya da gerçekten dinlediğimde beni derinden etkiliyordu. Duygularım kabardı, ne olup bittiğini anlamadan gözlerim doldu. Ancak o zaman ne kadar az hisseder olduğumu, uyuştuğumu anladım. 

Karl Ove Knausgaard, Aşık Bir Adam

Nikolay Kusmiç, başkalarının zararına sevinmekten kendini alamıyordu pek: Zaman varsın gitsin, diye tam düşünmek üzereydi ki, garip bir şey oldu. Yüzünde ani bir şey esiyordu, bunun kulakları yanından geçtiğini hissetti ve ellerinde duydu. Gözlerini açtı. Pencere sımsıkı kapalı. Büyümüş gözlerle, karanlık odanın içinde böyle oturduğu sıra, işte, hissettiği şeyin, geçip giden gerçek zaman olduğunu anlamaya başladı. Biri öbürü gibi ılık, birbirine benzeyen, çabuk çabuk geçip giden bütün bu saniyecikleri iyiden iyiye fark etti. Kim bilir, daha neler peşindeydiler. Rüzgarın her çeşidinden alınan onun başına böyle bir şey gelmesi. Şimdi insan oturacaktı ve bu akım ömür boyu dinmeyecekti… 

Rainer Maria Rilke, Malte Laurids Brigge’nin Notları

“Okumak yüzünü kapamaktır. Yazmaksa yüzünü göstermek.”

Alejandro Zambra, Eve Dönmenin Yolları

Hepimiz vahşiye özlemle doluyuz. Bu özlemin kültürel olarak onaylanmış pek az panzehiri var. Bize bu tür bir arzudan utanç duymamız öğretildi. Uzattığımız saçlarımızı duygularımızı saklamak için kullandık. Ama Vahşi Kadın’ın gölgesi gündüz ve gecelerimiz boyunca pusuya yatmış bir halde hala varlığını sürdürmekte. Nerede olursak olalım, arkamızda tırıs giden bu gölge kesinlikle dört ayaklı.

Dr. Clarissa Pinícola Estés, Kurtlarla Koşan Kadınlar

“Milletimizin güzel sanatlar sevgisini, her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür.”

Mustafa Kemal Atatürk

“Aşkın bir gözü fazladır,” der Mahabarata, “Aşkın bir gözü fazladır.”

Aslı Erdoğan, Mucizevi Mandarin

Özgürlüğümden mahrum bırakılma olasılığını hissedince önce mideme kramp giriyor, sonra garip şeyler üşüşüyor zihnime:

Hay Allah keşke sigarayı bırakmış olmasaydım.

Kahve içmem gerek, evde yeterince kahve var mı? 

Yarın ay başı, nerelere hemen ödeme yapmalıyım? 

Eşim uzakta, şimdi çok telaşlanır. 

Çocukların üzülmesini nasıl önlerim? 

İlaçlarım yeter mi, yedek kaç kutu ilaç almalı? 

Eve aramaya gelirlerse avukat çağırmalı mı; ama gazetenin avukatlarını da tutukladılar galiba? 

Bugünkü yazıyı ne yapmalı; bu durumda yazı yazılır mı? 

Bir sürü randevu vardı, hepsini iptal etmeli; sonra insanlara ayıp olur!

Götürürlerse yanıma okumak için hangi kitabı almalıyım? 

………. 

Yani abuk sabuk, garip, takıntılı düşünceler işte! 

Emre Kongar, Cumhuriyet

“Zamanın iki yüzü var, dedi kendi kendine Hayyam, iki boyutu; uzunluğunu güneşin seyri belirliyor, kalınlığını ise tutkular.”

Amin Maalouf, Semerkant

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑